Ana Sayfa
Interrail
Hazırlık
Gezi Notları
Foto Galeri
Öneriler
Linkler
Ziyaretçi Defteri
İletişim
 


HAZIRLIK SAFHASI
 


Vize olayları: 

  İnterrail ile kaç bölge yapacağız, hangi ülkeleri gezeceğiz, ilk olarak hangi ülkeden başlayacağız, uçakla yolculuk yapacak mıyız…” gibi konuları düşündükten sonra sıra Schengen Vizesi almaya geliyor. Bilindiği gibi Schengen Vizesi, Avrupa’da Schengen Ülkeleri olarak bilinen 10 ülkede (Almanya, İspanya, Portekiz, Fransa, Hollanda, Yunanistan, İtalya, Belçika, Lüksemburg, Avusturya) geçerli olan ortak vizedir. Bu ülkelerin herhangi birine Schengen Vizesi almak için başvurduğunuzda diğer ülkeler için ayrıca vize almanıza gerek yoktur. Ancak bu vizeyi almak öyle kolay iş değildir. Bu vize için yüklü bir dosya hazırlamak gerekiyor. Avrupa ülkeleri herhangi bir Ortadoğuludan istemediği güvenceleri Türk vatandaşlarından isteyebiliyor. Neyse bizim buradaki işimiz Türk dış politikasının acizliğini sorgulamak olmadığından, bu nedenle vize için istenen belgeleri eksiksiz bir biçimde hazırlamanızı öneririm. Aksi takdirde interrail gezinize elveda diyip, benim ve diğerlerinin anılarıyla yetinmek durumunda kalırsınız. Biz interraili Milano’dan başlatmayı düşündüğümüz için İtalya Başkonsolosluğuna başvurduk. Tapu, öğrenci belgesi, kefil olacak kişinin vergi levhası, hesap özetleri gibi belli başlı şeylerin dışında bizden otel rezervasyonu, uçak biletleri rezervasyonu istediler. Evet, interrailci olsanız bile en azından ilk gittiğiniz şehirde bir konaklama rezervasyonu istiyorlar. Bir de interrail biletlerini önceden alıp giderseniz daha iyi olur. Biz gereken rezervasyonları yaptırdık. 2 gün Milano otel rezervasyonu ve diğer evraklarla konsolosluğa gittik. Ertesi hafta vizemizi aldık. Ne kadarlık vize istiyorsanız onu belirtin. 15 günlük bir interrail için 30 günlük vize talebi kuşku yaratabilir. Hatırlatayım, İtalya Başonsolosluğu randevu ile çalışıyor. Ben randevu saatinde gittiğimde fazla beklemedim, işlemlerimi rahatça yaptırdım.

Gezi planı: 

  İnterraille Avrupa’yı hakkını vererek gezmek için öncelikle iyi bir plan yapmanızı öneririm. Plandan kastım gezi rotası elbette. Nerede kaç gün kalacaksınız, hangi şehirlere gideceksiniz, şehirleri hangi rotaya göre gezeceksiniz bunları önceden planlamak iyi olur. Biz daha önce yazmış olduğum gezi planına mümkün olduğunca uymaya çalıştık ve her şehri çok iyi gezdik. Kişisel kanaatim, gezi öncesi yapılan hazırlıklar ne kadar iyi ise gezide yaşayacağınız hayal kırıklıkları o ölçüde azalacaktır. Ayrıca unutmayınız ki gezi planı %100 tutacak diye bir kaide yok. Mesela biz kimi yerlerde planımızdan saptık, ancak bunu telafi etmesini de bildik. Geziyi planlarken 1-2 günlük bir esneklik düşünebilirsiniz. Siz beni dinleyin ve sonradan üzülmemek için gezi öncesinde bunları biraz düşünün. Neticede plana riayet etmek size kalmış.

Çanta:

  Gezi planı kadar önemli bir olay da yanımızda ne götüreceğiz konusudur. Bilindiği gibi interrailciler genelde bir sırt çantası alırlar ve kampa gidermiş gibi hazırlanırlar. Bizim durum ise biraz farklıydı. Biz genelde şehir merkezlerini gezmeyi düşündük. Ancak kimi şehirlerde kamp alanı bulunmadığı için bizde konaklama ihtiyacını hostel-otel yoluyla gidermeye karar verdik. Ama isterseniz bizim gibi konaklamayı tercih etmeyebilirsiniz. Bir mat ve bir uyku tulumu ile tüm bina girişleri yatak olabilir. Kimi interrailciler terminallerde ve parklarda matlarını serip uyku tulumlarının içine girerek konaklamayı tercih etse bile, özellikle hırsızlık açısından bunun büyük bir risk olduğunu unutmamak gerekir. Eğer ki dışarıda yatmayacaksanız bu tür kamp malzemelerini taşımaya gerek yok. Bunun yanı sıra iyi bir sırt çantası interrailcinin olmazsa olmazıdır. Eğer gideceğiniz şehirde konaklamayı bilmiyorsanız önce şehri gezerek keşfedeceksiniz demektir. Şehirleri öyle çekçekli bavullarla falan gezemezsiniz. Yükünü sırtına yüklendin mi gezmek rahat olur. Bu yüzden şöyle iyisinden bir sırt çantası edinmek gerek. Biz 60+10 litrelik çanta aldık. Ebat olarak yeterliydi ve çantaları doldurduğumuzda 12-15kg gelmişti. Çanta iyiyse bu ağırlığı sırtınızda kolaycana(kolay değil ya, neyse...) Taşıyabiliyorsunuz.

Kıyafet: 

  Gidilen mekana göre yazlık veya kışlık elbiselerden en hafif ve az yer kaplayanları tercih edilmelidir. Mesela ispanya, İtalya ve Yunanistan’ın özellikle yazın çok sıcak olduğunu unutmamak gerekir. Vatikan gibi dini merkezlerde çok açık kıyafetlere izin verilmemektedir. Ama biz, t-shirt ve bermuda ile Vatikan’a sorunsuz girdik. Naçizane fikrim kot pantolon gibi sıkı şeyler giymekten kaçının, hem taşırken ağırlık yapar, hem çantada yer kaybı olur, hem de gezinin daha ilk günlerinde sizi zor durumda bırakabilir. İşte kıyafet alırken bu gibi durumları da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Buna ilaveten bol miktarda çorap ve iç çamaşırı almak gerekiyor. Malum, tüm gün sırtınızda kocaman çantayla canınız çıkacak. İşte benim kıyafet listem:

10 T-shirt
2 bermuda pantolon
1 normal pantolon
1 swatshirt
2 yağmurluk
8 tane kısa çorap
1 uzun çorap
6 boxer
1 şapka
1 plaj havlusu
1 yüz havlusu
1 yürüyüş ayakkabısı
1 sandalet
1 plaj terliği

Kişisel bakım ürünleri: 

  Zorunlu olarak kullanmakta olduğunuz ürünler dışında el kremi ve güneş kreni gibi ihtiyacınız olabilecek ürünleri alabilirsiniz. Ayrıca kullanmakta olduğunuz ilaçlar ve buna ilaveten yanık kremi, aspirin, ağrı kesici, mide ilacı, bağırsak ilacı ve antibiyotik bulundurmanızı öneririm. Neticede en kötü senaryoya göre hareket etmek gerekir. Bunlara ek olarak 1-2 adet migros poşeti mutlaka alınız, gerçekten ihtiyacınız olacaktır. Zaten Avrupa’da Türklüğü belli eden en önemli şey torbayla gezmektir. Bunun dışında unutulmaması gerekenler:

Diş fırçası
Diş macunu
Sabun
Şampuan
Kese
Islak mendil
Kuru mendil
Tarak

Teknolojik ürünler:
 

  Gezip görürken fotoğraf çekmemek olmaz. Bu sebeple bir adet fotoğraf makinesi edinmek gerekir. Buna ilaveten cep telefonu, walkman/mp3çalar, kamera alınabilir. Ancak bilmediğiniz şehirlerde “ayaklı teknosa” gibi yürümek risktir. Bunları alırken hırsızlık ve kaybetme riskini düşünmek gerekir.

Diğer malzemeler: 

  El feneri ve çakı gibi aletler zor durumda imdadınıza yetişecektir, bu yüzden alınmalıdır. Son olarak sürekli yanınızda taşıyacağınız pasaport, kredi kartı/banka kartı, fotoğraf makinesi gibi eşyalarınız için askılı çanta almanızı öneririm. Ancak gezerken bunu çapraz astığınızda hırsızlığa karşı çok dikkatli olmalısınız. Hem çapraz askılı hem de kemerden geçen bir çanta güvenliğiniz için iyi olur. Ben para ve banka kartımı çantada değil, boyun kesesiyle taşıdım. Ödeme yaparken biraz Adile Naşit taklidi yaptım ama güvenli oldu. Pantolonun cebindeyse hedef saptırmak için sahte cüzdan vardı. İnterraile çıkıp da soyulan onca insanın arasına katılmamak için, böyle güvenlik önlemleri almak gerekiyor.

Resmi Belgeler:

Tabi ki resmi belgelerinizi de yanınızda bulundurmalısınız. Bunlar:

Pasaport
Seyahat sigortası
İnterrail bileti
Uçak bileti
Hostel/otel rezervasyon faksları


YURTİÇİ HARCAMALAR


Pasaport çıkartma 70 YTL
Pasaport harcı (1yıl) 127 YTL
Yurtdışına çıkış harcı 70 YTL
Seyahat Sigortası (1ay) 40€

(Pasaport ve çıkış harçları her yılbaşında yeniden belirlenir.)

I
nterrail bilet bedeli:

  26 yaş altı 26 yaş üstü
Tek bölge fiyatı (16 gün) 195 EURO 286 EURO
İki bölge fiyatı (22 gün) 275 EURO 396 EURO
Tüm bölgeler (1 ay ) 385 EURO

546 EURO



YURTDIŞI HARCAMALAR
  


  Genel bir interrail gezisi için yurtdışı harcamalarının ortalama 1000€ tuttuğu söylenir. Tabi bu paranın yarısı konaklama; diğer yarısı ise yeme içme, metro bileti, müze bileti gibi çeşitli ihtiyaçlardır. Bu meblağ 15 günlük gezi için normaldir. Gezi süresi uzadıkça yapılan harcama doğru orantılı olarak artacaktır. Elbette interraili 500€ dan daha aşağı harcama yapmak mümkündür. Gittiğiniz yerdeki önemli müzeleri gezmeden, yemeğini yemeden de şehirler gezilebilir. Buradan anlaşıldığı gibi, harcamalar tamamen kişilere bağlıdır. Ben buraya genel harcamaları yazıyorum, gerisi size kalmış…

Konaklama: 

  Eğer siz de açıkta yatmayanlardansanız, konaklamalar için belli bir meblağı gözden çıkarmanız gerekiyor. Interrailciler yaygın olarak hostelleri tercih ederler. Hosteller hem ucuz hem de başka interrailcilerle tanışmak bakımından iyidir. Buralarda konaklama hosteline ve odasına göre olmak koşuluyla, 15€-25€ arasında değişir. Daha rahat bir ortam arayanlar ufak otelleri tercih edebilir. Otellerin fiyatı da 25€-35€ arasındadır. Bazı şehirlerde güzel campingler mevcuttur. Bu tip yerlerde çadır kiralayarak konaklamanın bedeli 20€ nun altındadır. 

  Büyük kentlerde şehir merkezinde konaklamak önemlidir. Bu sayede vakit kazanırsınız. Ayrıca geç saatlerde şehir dışındaki bir hostele gitmek güç olabilir. En azından kalacağınız yerin şehir merkezine yürüme mesafesinde olmasına özen gösteriniz. Her ne kadar hosteller güvenli sayılsalar da, özellikle 6 kişilik yatakhane tipi odalarda hırsızlık olayları yaşanabilmektedir. Unutulmamalıdır ki, interrail sırasında parasını hırsızlık yaparak çıkaran sırt çantalı tipler vardır ve bu tipleri diğer interrailcilerden ayırt etmek neredeyse olanaksızdır. Bu sebeple oda arkadaşlarınıza fazla güvenmemeniz ve değerli eşyalarınızı sürekli yanınızda taşımanız gerekmektedir.

Yemek: 

  Bir yöreye gittiğinizde, oranın yemeklerinden tatmamak olmaz. Sadece Mc Donald’s a gidip yemek masrafını düşmek mantık dışıdır. Öğle ve akşam olarak düşündüğümüzde günde iki öğün hamburger yemek hem hesaplı olmaz, hem de geziyi bitirmeden sağlığınızı bozabilir. Bu yorucu gezide iyi ve sağlıklı beslenmek şarttır. Sabahın köründe kalkıp akşama kadar gezeceğiniz için çok enerji harcayacaksınız. Bu sebeple sabah kahvaltısı çok önemlidir. Sabahları poğaçayla geçiştirecekseniz bir yerine iki poğaça yiyin. Otel kahvaltısı fiyata dahilse sömürebildiğiniz kadar yiyin. Kahvaltıda poğaça veriyorlarsa bir iki tane fazla alıp cebe atın. Öğle yemeği size kalmış. Biraz atıştırarak öğle yemeği geçiştirilebilir. Böyle durumda akşam yemeği biraz erkene alınır. İyi bir lokantada güzel bir yemeğin bedeli mekana bağlı olarak 15€-20€ arasındadır. Kıyıda köşede kalan lokantalardaki fiyatlar bunun biraz altındadır. 

  Gündüz gezerken yanınızda mutlaka atıştırmalık yiyecek ve su bulundurun. Şehir merkezinde su çok pahalıdır. Suyu marketlerden 1,5lt’lik alıp, seyyar pet şişenize buradan aktarma yapabilirsiniz. Ayrıca vücudun vitamin ihtiyacını korumak için ara sıra meyve almak gerekir. İşte bu tarz ihtiyaçları marketlerden topluca almak en mantıklısıdır. Ancak aşırıya kaçmamalı, çünkü sonuçta stokladığınız her malzemeyi yine siz taşıyacaksınız.

Müzeler: 

  Dünyaca ünlü müzelere girebilmek kolay değildir. Saatler süren gişe kuyruğunun ardından yüksek müze ücretiyle karşılaşırsınız. Ücreti düşürmenin tek yolu ISIC öğrenci kartıdır. Bu kart; müze anıt, kule ve benzeri yerlerde %30-%50 indirim sağlar. Üç müzeye indirimli girdiğinizde kart parası çıkar. Bu sebeple Türkiye’den çıkmadan önce ISIC almakta fayda var. 

  Napoli gibi bazı şehirlerde tüm müzelere ücret ödemeden girmeyi sağlayan müze kartları satılmaktadır. Eğer o şehirdeki bütün müzeleri gezmeyecekseniz, bu tip kartlar boşuna masraftır. Atina’da herhangi bir arkeolojik yere girerken 5 koçanlı bir bilet veriyorlar. Bunu bir kez aldığınızda, herhangi 4 müze veya arkeolojik mekana para ödemeden girebiliyorsunuz, bilginize.  

Alışveriş: 

  Avrupa’da da meydanlarda bizdeki gibi seyyar satıcıları görmek mümkündür. Siyahiler ve Hintliler işporta piyasasını ellerinde bulundurmaktadırlar. Bu ağabeyler ufak tefek hediyelik eşya ihtiyacını ucuza karşılamamızı sağlarlar. Öte yandan geziye teknolojik cihaz, ayakkabı gibi şeyler alma umuduyla çıkanların hüsranla döndüğü tespit edilmiştir. Bu tip ürünlerin hiç de ucuz olmadığı, hatta aynılarının Türkiye’de daha ucuz olduğunu unutmamak gerekir. Çok özel bir şey olmadıkça bu tip alışverişlerden kaçınınız. Ama t-shirt alabilirsiniz. Kimi yerlerde ucuza iyi t-shirt bulabiliyorsunuz, bilginize.

Ulaşım: 

  Şehir içi ulaşımlar için günlük kartlar ucuza gelebiliyor. Özellikle Roma ve Napoli’de herkes toplu taşıma araçlarına biletsiz biniyor. Venedik’te kalabalık olan istasyonlarda bilet kontrolü yapılıyor. Atina’da metro istasyonlarında turnike bulunmuyor ama kameralı kontrol var. Tek kullanımlık otobüs veya metro bileti bazı şehirlerde farklılık göstermekte olup 1€ civarındadır. 

  En sık dile getirilen konulardan biri de İtalya-Yunanistan feribotuna ödenen ücrettir. Burada 16€ luk liman vergisi ödenerek Patras-Bari veya Patras-Brindisi hattından biri tercih edilir. Ancak 2006 itibariyle Brindisi hattından ek ücret alındığını söylüyorlar, araştırmak gerek.

İletişim: 

  Cep telefonuyla Avrupa’da konuşmak haliyle pahalıdır. Kontörlü bir hattan Türkiye’yi aradığınızda 30-40 kontör gidebilir. Türkiye’den sizi aradıklarında 25 civarında kontör gider. Gittiğiniz yerden telefon kartı almak mantıklıdır. 5€ luk kartlar Türkiye ile 10-20dk kadarlık konuşma verir.


BİZİM HARCAMALARIMIZ 


  Interraile çıkmadan önce; pasaport, vize randevu ücreti, vize harcı, seyahat sigortası, interrail bileti ve uçak bileti için kişi başına yaklaşık 700€ gibi bir harcama yaptık. Bu tutarın 340€ luk kısmını gidiş-geliş uçak biletleri oluşturmaktadır. 

  Interrail seyahati süresince; kişi başı yaklaşık olarak 1300€ luk masrafımız oldu. bunun içerisinde 500€ konaklama, 400€ yeme içme, 130€ müzeler ve kalanı alışveriş, hediyelik eşya, toplu ulaşım, cafe ve diğer ufak harcamalardan oluşmaktadır. 

  Buradan anlaşıldığı üzere 16 gün için ortalama 1000€ luk interrail seyahat masrafını çok aşmadığımız söylenebilir. Tabi burada bizim 19 günlük gezimizden 3 günlük masrafımızı düştüğümüzde ortalamayı tutturduğumuz görülmektedir. Ayrıca biz, seyahatimiz süresince özellikle konaklama ve yemek konusunda cömert davrandığımız halde, ortalama bir masraf yapmış olduk. Demek oluyor ki, Avrupa'da aynı paraya daha iyi imkanlar bulunabiliyormuş. Bunun dışında tek lüksümüz gidiş-geliş uçak kullanmamız oldu. Yaptığımız planı tutturabilmek için dönüşte de uçak kullanmamız gerekiyordu. Bunun için THY'den İstanbul-Milano gidiş ve Atina-İstanbul geliş bileti aldık. Durum böyle olunca karadan en iyi ihtimalle 1 gün sürecek Atina-İstanbul arasını uçakla 50 dakikaya indirmiş olduk.

Yukarı Çık